Kadir Has Üniversitesi Ana Sayfa

Akademik Birimler

Emsal Kararlar

 

Hazırlık Sınıfı Okuma Zorunluluğu Hk. Danıştay Kararı

Kazanılmış Haklara İlişkin Danıştay Kararı

Bütünleme Sınavı Hakkı Örnek Karar

Danıştay, 8. Daire, E. 1990/1765, K. 1991/1335, T. 13.9.1991, Özet Karar

Gazi Üniversitesi, Bolu Meslek Yüksekokulu öğrencisi olan davacıya, öğrenci yurdu yemekhanesinde yapılan boykota katıldığı gerekçesiyle, Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliğinin 9/c maddesi uyarınca bir yarıyıl süreyle okuldan uzaklaştırma cezası verilmiştir. Davacının açtığı iptal davasında, davacının boykot öncesi eylemi gerçekleştiren öğrencilere boykot sırasında bildiri okuyabileceği yolundaki sözler dışında boykota katıldığını belgeleyen bir kanıt bulunmadığı, aksine o gün yemek yiyenler arasında olduğunun saptandığı gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiştir. Bolu Meslek Yüksekokulu Yönetim Kurulunun bu kararın iptali istemiyle açtığı davada, İdare ve Vergi Mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmelerinin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlı olduğu belirtilmiş ve İdare Mahkemesi kararının dayandığı gerekçenin ise usul ve yasaya uygun olup, bozulmasını gerektiren başka bir neden bulunmadığı söylenerek temyiz istemi reddedilmiştir.

Danıştay, 8. Daire, E. 1998/4045, K. 1998/4564, T. 24.12.1998, Özet Karar

Üniversitenin Turizm Meslek Yüksekokulunda öğrenci olan davacının bir yarıyıl okuldan uzaklaştırma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Meslek Yüksek Okulu Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle açılan davada; davacının okulla, öğrencilik sıfatıyla ilgisi bulunmayan eylemini disiplin suçu sayarak, disiplin cezası uygulanmasında hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlem İdare Mahkemesince iptal edilmiştir. İdare Mahkemesinin iptal kararı, dava konusu olayın okulda meydana gelen bir kopya eylemiyle ilgili olduğu, öğrencilikle doğrudan ilgisi bulunduğu öne sürülerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49. maddesi uyarınca temyiz edilmiştir. Danıştay 8. Dairesince, Üniversitenin Öğrenci Disiplin Yönetmeliğinin 8. maddesinin ( e ) bendi uyarınca, Üniversite personeline ve arkadaşlarına fiili tecavüzde bulunmanın bir veya iki yarıyıl üniversiteden uzaklaştırma cezasını gerektirmesi karşısında, davacının okulda meydana gelen kopya olayını okul dışına taşırarak arkadaşının evine gitmesi ve fiili tecavüzde bulunması nedeniyle disiplin cezasıyla cezalandırılmasında hukuka aykırılık bulunmadığına karar verilmiş ve temyiz istemi reddedilmiştir.

Danıştay, 8. Daire, E. 1994/4515, K. 1995/2721, T. 26.9.1995, Özet Karar

Üniversite öğrencisi olan davacının, yasadışı kuruluşlar adına faaliyet yapması ve bunlara yardımda bulunması nedeniyle 2547 sayılı Yasanın 54/a ve Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliğinin 10/e maddeleri uyarınca yükseköğretim kurumundan çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Disiplin Kurulu işleminin iptali istemiyle dava açılmış; İdare Mahkemesi bu iptal istemini, disiplin cezasının verilip verilmemesinin ceza kovuşturmasının sonucuna bağlı olmadığı gerekçesiyle reddetmiştir. Davacı, üzerine atılı suçun kesin olarak kanıtlanmadığını, sadece poliste alınan ifadelere dayandırıldığını öne sürerek 2577 sayılı Yasanın 49. maddesi uyarınca temyiz yoluna başvurmuştur. Danıştay 8. Dairesince, İdare Mahkemesi tarafından verilen kararın dayandığı gerekçenin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenler arasında olması itibariyle usul ve yasaya uygun olduğu, bu nedenle de onanmasına karar verilmiştir.

Danıştay 8.Daire, E. 1995/271 , K. 1997/402 , T. 5.2.1997, Özet Karar

Üniversitenin İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümünde araştırma görevlisi olan davacı, hakkında düzenlenmiş bulunan 1991 yılına ait olumsuz sicil raporunun iptali istemiyle idare mahkemesinde dava açmış ve açılan davada; 2547 sayılı Yükseköğretim Yasasının 63.maddesine istinaden hazırlanarak yürürlüğe giren "Yükseköğretim Üst Kuruluşları ile Yükseköğretim Kurumları Sicil Yönetmeliği"nin 2. ve 8. maddeleriyle Eki; 2 belgeden bahisle, davacının kurum içinde mesai saatlerinde kılık/kıyafet yönetmeliğine aykırı olarak başörtüsü giydiğinden Yükseköğretim Yasasının 4. ve 5. maddelerinde belirtilen Atatürk İnkılapları ve İlkelerine aykırı tutum ve davranışları yönünden sicilinin olumsuz düzenlendiği anlaşılmıştır.Tesis edilen işlemde mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacının iptal istemi, Erzurum İdare Mahkemesinin 8.3.1993 gün ve 242 sayılı kararı ile reddedilmiştir. Davacı araştırma görevlisi, Danıştay 8.Dairesine başvurmuş; üniversitelerde kılık kıyafetin serbest olduğunu, bir suç için birden fazla ceza verilmeyeceğini, olumsuz sicilin dayandığı disiplin cezasının af kapsamına girdiğini, davalı idarenin liyakati konusunda bir itirazı olmadığını öne sürerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49. maddesi uyarınca ilgili kararın temyizen incelenerek bozulması isteminde bulunmuştur. Danıştay 8.Dairesi 5.2.1997 gün, E: 1995/271, K:1997/402 sayılı kararı ile, ilgili temyiz isteminin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49.maddesinin 1.fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirine uymayıp idare mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görmemiş; İdare Mahkemesinin, mesaide kılık kıyafet yönetmeliğine aykırı olarak giyinen araştırma görevlisi hakkında olumsuz sicil düzenlenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığına dair kararı onamıştır.

Danıştay 8.Daire, E. 1995/4710, K. 1997/3276, T. 11.11.1997, Özet Karar

Üniversitenin 1. sınıf öğrencisi olan davacı hakkında, Fakülte Yönetim Kurulu tarafından, Yüksek Öğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliğinin 8. ve 11. maddeleri uyarınca, bir ay süre ile okuldan uzaklaştırma cezası verilmiştir. Davacı ilgili kararın iptali istemiyle İdare Mahkemesinde dava açmış ve açılan davada; Yönetmeliğin 8. maddesinde cezalandırmaya neden olarak gösterilen ve kurum içinde gerçekleştirilen suçların benzeri eylem kapsamında değerlendirilmesinde hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlem Konya İdare Mahkemesinin 26.4.1995 gün ve 533 sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Davalı idare, Danıştay 8.Dairesine başvurarak, ceza verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığını öne sürmüş, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesi uyarınca ilgili kararın temyizen incelenerek bozulmasıisteminde bulunmuştur. Danıştay 8.Dairesi 11.11.1997 gün, E:1995/4710, K:1997/3276 sayılı kararı ile yükseköğretim kurumları içinde veya dışında yükseköğretim öğrenciliği sıfatına, onur ve şerefine aykırı harekette bulunan, boykot, işgal ve engelleme gibi eylemlere katılan, anarşik veya ideolojik olaylara katılan veya bu olayları tahrik ve teşvik eden öğrencilere, eylem başka bir suçu oluştursa dahi ayrıca disiplin cezası verileceği, yükseköğretim kurumu dışındaki disipline aykırı eylemi nedeniyle yükseköğretim kurumu öğrencisine disiplin cezası verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile Konya İdare Mahkemesi'nin anılan kararının bozulmasına karar vermiştir.

Danıştay 8.Daire, E. 1991/2900, K. 1992/3360 ,T. 9.12.1992, Özet Karar

Akdeniz Üniversitesi, Isparta Mühendislik Fakültesi 3. sınıf öğrencisi olan davacı hakkında, kopya çekme eylemi nedeniyle Fakülte Disiplin Kurulu, Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliğinin 9/m maddesi uyarınca bir yarıyıl okuldan uzaklaştırma cezası uygulanmasına karar vermiştir.Davacı öğrenci anılan kararın iptali istemi ile Antalya İdare Mahkemesinde dava açmış ve açılan davada, davacının girişim aşamasında kalan eylemi nedeniyle Yönetmeliğin 30.maddesi göz önüne alınmadan bir yarıyıl okuldan uzaklaştırılmasında yönetmeliğe uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiştir. Davalı idare, Danıştay 8. Dairesine başvurmuş, Antalya İdare Mahkemesinin 28.3.1991 gün ve 376 sayılı kararının davacının eylemine uyan ceza ile cezalandırıldığını öne sürerek, temyizen incelenmesi ve bozulması isteminde bulunmuştur. Danıştay 8.Dairesi, 9.12.1992 gün, E:1991/2900, K:1992/3360 sayılı kararı ile davacı öğrenciye uygulanan işlemde yasalara aykırılık bulunmadığından, eyleminin kalkışma aşamasında kaldığı gerekçesiyle işlemi iptal eden İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık görmemiştir. Bir öğrenci hakkında, Yönetmeliğin kopya ile ilgili kurallarının uygulanabilmesi için, kopya eyleminde başarılı olması veya bu eylemi gerçekleştirmesi gerekmemesi, öğrencinin kopyayla ilgili kurallara aykırı bir davranışta bulunmasının, onun kopya çektiğinin kabulü ve Yönetmeliğin kopya ile ilgili kurallarının uygulanması için yeterli olduğu belirtilmiştir. Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliğinin olay günü yürürlükte bulunan 9/m maddesinde sınavlarda kopya yapmak veya yaptırmak eyleminin bir veya iki yarıyıl okuldan uzaklaştırma cezasını gerektiren eylemlerden olduğu kurala bağlanmıştır. Dava dosyasının incelenmesinden, sınav sırasında davacı öğrencinin elinde kopya için hazırladığı notların bulunduğu ve bu notlar ile sınav kağıdının sınav gözcüsü tarafından alınarak öğrencinin sınav salonundan çıkarıldığı anlaşılmıştır. Öğrencinin kopyayla ilgili kurallara aykırı bir davranışta bulunması, kopya çektiğinin kabulü ve Yönetmeliğin kopya ile ilgili kurallarının uygulanması için yeterlidir. Bu konuda kalkışma ile gerçekleştirme arasında bir ayırım yapılamayacağından, Danıştay 8.Dairesi tarafından, Antalya İdare. Mahkemesinin anılan kararının. bozulmasına hükmedilmiştir.

Danıştay, 8. Daire, E.1991/326, K.1991/1846, T.20.11.1991, Özet Karar

28/04/1988 günü Gazi Üniversitesi Rektörlüğü önünde yapılan izinsiz gösteriye karıştığı tesbit olunan öğrenciye Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği'nin 9.maddesinin c ve f bendleri uyarınca bir yarıyıl yükseköğretim kurumundan uzaklaştırma cezası verilmiştir. Davacı öğrencinin açtığı iptal davası sonucunda Ankara 5.İdare Mahkemesi, 23/06/1989 gün ve 685 sayılı kararıyla, öğrencinin Asliye Ceza Mahkemesinde izinsiz gösteri ve yürüyüş yaptığı iddiası ile hakkında açılan kamu davasında beraat ettiği tesbit edildiğinden Gazi Üniversitesi Yönetim Kurulunca verilmiş olan disiplin cezasını iptal etmiştir. Danıştay, 8. Dairesi 17/09/1990 gün ve 904 sayılı kararıyla Ankara 5.İdare Mahkemesinin iptal kararını hukuka uygun bularak onamıştır. Bunun üzerine davalı idare, davacının atılı suçu işlediğinin soruşturma ve dava dosyasının incelenmesinden anlaşılacağından Danıştay'ın ilgili kararının düzeltilmesi isteminde bulunmuştur. Danıştay, bu kararında istemde bulunan tarafın ileri sürdüğü nedenlerin hiçbirinin İdari Yargılama Usulü Kanununun 54.maddesinde sayılan nedenlerle örtüşmediğini gerekçe göstererek Gazi Üniversitesi'nin bu istemini reddetmiştir.

Danıştay, 8. Daire, E. 1991/2771, K. 1992/920, T.14.5.1992, Özet Karar

Gazi Üniversitesi İktisadi Bilimler Fakültesinde öğrenci olan davacı, Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi öğrencilerinden birinin yerine sınava girmesi üzerine davacı aleyhine başlatılan disiplin soruşturması sonucunda Gazi Üniversitesi Yönetim Kurulu, bahsi geçen öğrenciye Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliğinin 10. maddesinin f bendi uyarınca yükseköğretim kurumundan çıkarma cezası vermiştir. Davalı öğrenci, yapılan soruşturmada ilgili yönetmeliğin 16.maddesinde yazılı kurallara uyulmadığı ve 30.maddesinin a fıkrası göz önünde bulundurulmadan ceza verildiği gerekçesiyle Ankara 2. İdare Mahkemesinde idari işlemin iptali istemiyle davalı idare aleyhine dava açmıştır. Danıştay'ın 8.Dairesi, Ankara 2.İdare Mahkemesinin 3/10/1990 gün ve 1090 sayılı idari işlemi iptal eden kararını 20/5/1991 gün ve 926 sayılı kararıyla onamıştır. Bunun üzerine davalı idare, davacıya yapılan bildirimin ve verilen cezanın yönetmeliğin ilgili hükümlerine uygun olduğunu ileri sürerek, İdari Yargılama Usulü Kanununun 54.maddesi uyarınca Danıştay 8.Daire kararının düzeltilmesi isteminde bulunmuştur. Danıştay'ın aynı dairesi, davalı idarenin bu istemini, İdari Yargılama Usulü Kanununun 54.maddesinde sayılan nedenlerin mevcut olmadığı gerekçesiyle reddetmiştir.

Danıştay, 8.Daire, E.1995/3173, K.1997/3474, T.20.11.1997, Özet Karar

Üniversitede 1.sınıfta öğrenci olan davacının İngilizce hazırlık final sınavında kopya yaptığı iddiasıyla aleyhinde disiplin soruşturması başlatılmış, soruşturma sonucunda öğrencinin söz konusu disiplin suçunu işlediği tespit edildiğinden fakülte Yönetim Kurulu tarafından Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliğinin 9/m ve 30/a maddeleri uyarınca bir yarıyıl süreyle yüksek öğretim kurumundan uzaklaştırma cezası verilmesine ve sınav kağıdının (0) notu ile değerlendirilmesine karar verilmiştir. Disiplin cezası verilen bu öğrenci, Kayseri İdare Mahkemesinde fakülte Yönetim Kurulu kararının iptali istemiyle dava açmıştır. Kayseri İdare Mahkemesi, 11.4.1995 gün ve 434 sayılı kararıyla, kopya yapma olayının sınav sırasında öğrencinin davranışlarının dikkat çekmesi üzerine saptanmasının gerektiği, sonradan sınav kağıtlarının incelenmesi sırasında sınav kağıtlarındaki yanıtlarda ilgi çekici benzerlik ve yanlışlıkların tespiti durumunda da, bu eyleme ilişkin disiplin kuralının uygulanmasının mümkün olmadığı, bu nedenle gerek sınav süresince, gerekse sınav kağıtlarının değerlendirilmesi aşamasında kopya yapıldığı veya teşebbüste bulunulduğu yönünde bir saptama yapılmadan, sınavda başarılı not alarak bir üst döneme kayıt yaptıran davacının, isimsiz ve imzasız ihbar mektubu esas alınarak yapılan soruşturma sonucunda cezalandırılmasına ilişkin işlemde ve sınava ilişkin notunun ( 0 ) sıfır- geçersiz sayılmasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davalı idarenin işlemini iptal etmiştir. İlgili idare, davacının eyleminin sabit olduğu ve eyleme uyan cezanın verilmesinin hukuka uygun olduğu gerekçesini iler sürerek İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49.maddesi uyarınca, Danıştay'dan Kayseri İdare Mahkemesi'nin kararının temyizen incelenerek bozulmasını talep etmiştir. Danıştay'ın 8.Dairesi, dava dosyasında yapılan inceleme üzerine davacı öğrencinin sınavdan önce bir diğer öğrenciyle anlaşarak kopya yapmaya karar verdiklerinin, sınava girdiklerinde kağıtlara birbirlerinin isimlerini yazdıklarının, sınav gözetmeninden çekinmeleri üzerine bundan vazgeçtiklerinin, ancak sınav sonrası yapılan inceleme sonucunda 33 doğru, 18 yanlış olmak üzere toplam 51 soruya iki öğrencinin aynı cevapları verdiklerinin Disiplin Kurulunca tespit edilmesi üzerine davacı öğrencinin bir yarıyıl Yükseköğretim Kurumu'ndan uzaklaştırma cezası ile cezalandırıldığının anlaşıldığını ifade etmiştir. Danıştay'ın aynı dairesi, Yükseköğretim Yönetmeliği'nin 9/m maddesinin teşebbüs aşamasında kalan kopya yapma eylemini bile cezalandırdığı, kendi anlatımlarıyla önceden kopya yapmak, yardımlaşmak için anlaştıkları kesin olan öğrenciler hakkında, sınav kağıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu, 33 doğru 18 yanlış olmak üzere her ikisinin 51 soruya aynı yanıtları vererek kopya yaptıkları saptandığından, sınav anında olmamakla birlikte, sonradan yapılan kopya muamelesinde hukuka aykırılık tespit etmeyerek Kayseri İdare Mahkemesi'nin ilgili kararının bozulmasına oyçokluğu ile karar vermiştir.

Danıştay, İdari Dava Daireleri Genel Kurulu, E.1993/161, K.1994/327, T.17/6/1994, Özet Karar

Üniversitede İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nde öğrenci olan davacı, kendisine Üniversite yönetimi ve öğretim üyelerinin ısrarla yaptığı uyarıları gözardı ederek Yükseköğretim Kurumu'na türbanla girmekte ısrar etmiştir. Bu durum üzerine, öğrencisi olduğu Fakülte tarafında aleyhinde Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği'nin hükümleri uyarınca disiplin soruşturması açılmış ve davacı öğrencinin bu Yönetmeliğin 7.maddesi'nin a ve e bendlerinde zikredilen disiplin suçlarını işlediği tesbit edildiğinden Fakülte Yönetim Kurulu tarafından kınama cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Davacı öğrenci, Danıştay'ın 8.Dairesine başvurarak Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği'nin 33.maddesinin 1.fıkrasıyla aleyhinde verilmiş olan kınama cezasının iptalini talep etmiştir. Danıştay Sekizinci Dairesi, dava konusu yönetmelik hükmü ile birlikte davacıya verilen kınama cezasını13.11.1992 günlü E:1992/609. K:1992/2809 sayılı kararıyla iptal etmiştir. Davalı Üniversite Rektörlüğü, Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu'na başvurarak bu kararın temyiz edilerek bozulmasına karar vermiştir. Danıştay İdari Dava Daireleri, Danıştay Sekizinci Dairesinin Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yöentmeliği'nin 33.maddesinin 1.fıkrasının iptalina ilişkin kısmını özel dairenin grekçelerine katılarak hukuka uygun bulmuş ve onamıştır. Yükseköğretim Kurumu'na türbanla gelmekte ısrar eden öğrenciye verilmiş olan disiplin cezasının Danıştay Sekizinci Dairesi tarafından iptal edilmesi karşısında Genel Kurul, 1982 Anayasasının 2.maddesine gönderme yaparak laiklik ilkesini vurgulamış, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 4. ve 5. maddelerinde ise yükseköğretimin amaçlarından ve ilkelerinden birinin Atatürk İlke ve İnkilapları doğrultusunda Atatürk milliyetçiliğine bağlı bireyler yetiştirilmesi olduğunun belirtmiş; bu bağlamda yükseköğretim kurumlarında öğrencilerin kılık ve kıyafetlerinin Anayasanın 174.maddesiyle güvence altına alınmış devrim yasalarına, Anayasanın ilke ve kurallarına, Cumhuriyetin özgün nitelikleriyle yukarda bahsi geçen Yükseköğretim Kanununun 4.ve 5.maddelerine uygubn olması gerektiğini ifade etmiştir. Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kuruluna göre 2547 sayılı Kanunun 4.ve 5.maddeleri bir yükseköğretim kurumunda öğrenim gören öğrencilerden beklenenlerin çerçevesini çizmiştir:' Buna göre, öncelikle ve özellikle, yükseköğretim öğrencisi, Atatürk inkılapları ve ilkelerini benimsemiş ve bu ilkeler doğrultusunda davranan kişi olmalıdır. Dolayısıyla, Atatürk İnkılap ve ilkeleri dışında davranışlarda bulunan öğrencinin, yükseköğretim öğrencisi olma sıfatının gereklerini tam olarak yerine getirdiğinden söz etmenin imkanı bulunmamaktadır. Başka deyişle, çağdaş kıyafet ve görünüme ters düşen dinsel nitelikli kılık kıyafet giyen, başörtüsü veya türban takan öğrencinin, Atatürk inkılap ve ilkelerine aykırı davrandığı böylelikle yükseköğretim öğrencisi olma sıfatının gerektirdiği itibar ve güven duygusunu sarstığı açık bulunmaktadır'. Tüm bu gerekçeler ışığında Genel Kurul, öğrencinin tavır ve davranışlarının Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliğinin 7.maddesinin a ve e bendlerini ihlal ettiği sonucuna vararak Danıştay Sekizinci Dairesinin ilgili kararının 'kınama'cezasının iptaline ilişkin olan kısmını bozmuştur.

Danıştay, 8. Daire, E.1987/168, K.1988/512, T.27.6.1988, Özet Karar

Danıştay Sekizinci Dairesinde açılan bu dava, 8 Ocak 1987 tarih ve 19335 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak uygulamaya konulan Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliğinin bir maddesine bir fıkra eklenmesine dair yönetmeliğin iptali istemine ilişkindir. Yükseköğretim Kurulu yaptığı savunmada, 2547 sayılı Kanunun 4.maddesinde yükseköğretimin amaçlarından birinin öğrencilerin Atatürk İlke Ve İnkilaplarına bağlı olarak yetiştirilmesi olduğu, yükseköğretim öğrencilerinin çağdaş kıyafette bulunmalarını isteminin ve bunu yönetmelikte düzenlemenin 2547 sanlı yasaya uygun olduğu, anılan yönetmelik 2547 sayılı yasanın 54. maddesinde saptanılan esaslar içerisinde, aynı yasanın 65. maddesinin ( a ) fıkrasının 9. bendinin kurala verdiği yetkiye dayanılarak yürürlüğe konulduğu öne sürerek istemin reddini talep etmiştir. Danıştay savcısı da iptali istenen maddede, öğrencilerin yükseköğretim kurumlarının dershane laboratuvar, klinik, poliklinik, ve koridorlarında çağdaş kıyafet ve görünüm dışında bir kıyafette bulunmalarının kınama cezasını gerektirdiğinin öngörüldüğünü ifade ederek 2547 sayılı yasanın yukarda anılan 4.maddesine gönderme yapmış ve aynı yasanın 65. maddesi uyarınca öğrencilerle ilgili disiplin işlemlerinin yükseköğretim kurulunca yönetmelikle düzenleneceğinin öngörüldüğünü vurgulayarak iptali istenen yönetmelik maddesinin hukuka uygun olduğunu bu nedenle davanın reddedilmesi gerektiğini bildirmiştir. Danıştay Sekizinci Dairesi, 'Yeterli öğretim görmemiş bazı kızlarımızın hiç bir özel düşünceleri olmaksızın içinde yaşadıkları toplumsal çevrenin gelenek ve göreneklerine uyarak veya onların etkisi altında kalarak başlarını örtmektedir. Ancak bu konuda kendi toplumsal çevrelerine uyma zorunluluğu duymayacak veya onların etkisi altında kalmayacak ölçüde eğitim gören bazı kızlarımızın sırf laik Cumhuriyet ilkelerine karşı çıkan, dine dayalı bir devlet düzenini benimsediklerini belirtmek amacı ile çoğu zaman aynı biçimde başlarını örttükleri bilinmektedir. Bu kişiler için başörtüsü masum bir alışkanlık olmaktan çıkarak kadın özgürlüğüne ve Cumhuriyetimizin temel ilkelerine karşı bir dünya görüşünün simgesi haline gelmektedir. Aydın, Uygar ve Cumhuriyetçi gençler yetiştirmekle görevli eğitim kurumlarının bazı kuralları öğrencilere uygulaması doğaldır' ifadesine yer vererek bu kuralların herkesçe bilinen ve benimsenen cumhuriyet kuralları olduğunu, bu kurallardan ödün verilemeyeceğini, bu kuralları öğretmekle görevli eğitim kurumlarının bunlardan ödün veremeyeceğini, ısrarla yükseköğretim kurumlarına başörtüsüyle gelen öğrencilerin masum bir alışkanlığı kadın özgürlüğü ve Cumhuriyetin temel ilkelerine karşı siyasi bir simge olarak kullandıklarını gerekçe göstererek iptal davasını oyçokluğu ile reddetmiştir.

Danıştay, 8. Daire, E. 1985/737, K. 1987/204, T. 22.04.1987,Özet Karar

Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Makina Mühendisliği Bölümü 4. sınıf öğrencisi olan davacı hakkında 1981-1982 öğretim yılında ME-407 Machine Design dersi dönem proje çalışmasında kopya çektiği gerekçesiyle düzenlenen tutanak doğrultusunda yapılan disiplin soruşturulması sonucunda, bir yarıyıl okuldan uzaklaştırma cezası tesis edilmiştir. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 54. maddesinin (c) bendi uyarınca soruşturmanın en geç on beş gün içinde sonuçlandırılması gerekirken, söz konusu kurala uyulmaksızın disiplin cezası tesis edildiği için işlemin iptali talep edilmektedir. Danıştay, on beş günlük sürenin; idarenin iç işleyişiyle ilgili olup delillerin kaybolmasını önlemek, soruşturmanın daha çabuk yapılarak disiplin suçunu işlemiş olan kişiye daha etkin ve daha çabuk ceza verilmesini sağlamak amacı ile konulduğunu, soruşturmanın bu süre içerisinde bitirilmemesinin görevliler yönünden bir sorumluluğu gerektirebilirse de disiplin suçunu işleyen kişi yönünden artık ceza verilemiyeceği gibi bir hak doğurmayacağını belirterek, iptal talebini reddetmiştir.

Danıştay, 8. Daire, E. 2004/1667, K. 2005/1896, T. 20.04.2005,Özet Karar

Dicle Üniversitesi Siirt Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Bölümü öğrencisi olan davacı hakkında bir yarıyıl süre ile okuldan uzaklaştırma cezası tesis edilmiştir. Danıştay, yürürlükteki mevzuat uyarınca, disiplin cezasını gerektiren fiilin işlendiği tarihten itibaren 2 yıl içinde disiplin cezası verilmesi gerektiğini, fiilin işlenmesinden üç yıl sonra disiplin soruşturması açılarak tesis edilen işlemin hukuka aykırı olacağını belirtmiştir.

Danıştay, 8. Daire, E. 2004/1724, K. 2005/1897, T. 20.04.2005,Özet Karar

Cumhuriyet Üniversitesi Eğitim Fakültesi Matematik Öğretmenliği Bölümü öğrencisi olan davacının 2003 yılı Öğrenci Seçme Sınavına başkasının yerine girdiği tespit edilerek, hakkında yükseköğretim kurumundan çıkarma cezası tesis edilmiştir. Davacının suçunu kabullenip, samimi bir şekilde pişmanlığını ifade etmesine karşın, kendisi hakkında Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği'nin 30. maddesinin uygulanmayıp, bir alt cezanın verilmesi hususu gözardı edilmiş olması sebebiyle tesis edilen işlemin iptali talep edilmektedir. Üniversite Yönetim Kurulu, davacının pişmanlık duyması nedeniyle hafifletici nedenlerin varlığının gözönüne alınması konusunu görüşmekle birlikte, eylemin bir alt cezayı gerektirmeyecek kadar ağır olması ve adli kovuşturmayı gerekli kılması nedeniyle,takdir yetkisini cezayı hafifletmekten yana kullanmıştır Danıştay da söz konusu disiplin cezasının hukuka uygun olduğu yönünde karar vermiştir.

Danıştay, 8. Daire, E. 2004/2193, K. 2004/3624, T. 05.10.2004,Özet Karar

İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Kimya Mühendisliği Bölümü'nde öğrenci olan davacı hakkında, üniversite kampüsünde izinsiz toplantı düzenleyip, yasak sloganlar attığı iddiasıyla yapılan disiplin soruşturması sonucunda, yükseköğretim kurumundan bir yarıyıl uzaklaştırma cezası tesis edilmiştir. Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği'nin soruşturmanın yapılışına ilişkin hükümleri uyarınca, disiplin cezası vermeye yetkili mercilerce suç sayılacak eylemlerin işlendiğinin öğrenilmesi halinde, bu öğrenciler hakkında soruşturmacı görevlendirilerek başlatılacak soruşturmada, varsa iddia sahipleri ile tanık ve sanık ifadeleri alınarak gerekli araştırma ve inceleme ile soruşturma sonucunda olayın değerlendirilmesi; adli, idari ve disiplin yönünden sanık öğrenci hakkında soruşturmacı kanaat ve teklifinin de yer aldığı soruşturma raporunun hazırlanması; olayın şüpheye yer bırakmayacak şekilde somut delillerle ortaya konulmuş olması; öğrenciye isnat edilen suçu doğuran eylem, işlem, tutum ve davranışların tek tek bildirilerek savunmasının alınması ve bunlardan sonra yetkili amir ve kurullarca yukarıdaki bilgi ve belgelerin bulunduğu soruşturma dosyasının incelenerek karar verilmesi gerekmektedir. Olayda ise, güvenlik görevlilerince düzenlenen tutanak üzerine soruşturma açıldığı, ancak iddia edilen olaylar tek tek araştırılmadan, görgü tanıklarının ifadelerine yer verilmeden iddia edilen disiplin suçu açık ve net olarak somut olaylar ile tereddüte yer bırakmayacak şekilde ortaya konulmadan, sadece tutanaktaki güvenlik görevlilerinin ve davacı öğrencinin ifadesi alınarak soruşturma raporunun düzenlendiği göz önünde tutularak, tesis edilen disiplin cezası hukuka aykırı bulunmuştur.

Danıştay, 8. Daire, E. 2002/2254, K. 2003/1357, T. 26.03.2003, Özet Karar

Fen-Edebiyat Fakültesi Matematik bölümü 3. sınıf öğrencisi olan davacı, ilgi duyduğu aynı okulda araştırma görevlisi olarak çalışan evli bir bayana bu durumu açması üzerine tepkiyle karşılaşmış, fakat tutumunda ısrarcı davranmıştır. Olayın meydana geldiği tarihte ise, Fakültenin kadınlar tuvaletinde yalnız yakaladığı araştırma görevlisini kolundan tutup, elindeki gaz tabancası ile korkutarak konuşmak istemiş; araştırma görevlisinin tuvaletten kaçarak yardım talebinde bulunması üzerine paniğe kapılarak oyuncak tabancayı çöp kovasına atarak kaçmıştır. Bunun üzerine araştırma görevlisi, davacının sarkıntılık suçu işlediği iddiasıyla Cumhuriyet Başsavcılığına başvursa da, sonradan şikayetinden vazgeçtiği için ceza davası ortadan kalkmıştır. Ancak öğrenci hakkında yapılan disiplin soruşturması sonucunda yükseköğretim kurumundan çıkarma cezası tesis edilmiştir. Öğrenci, oyuncak gaz tabancasının ateşli silahlar kapsamında yer almadığını, bu nedenle de tesis edilen disiplin cezasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, işlemin iptalini talep etmiştir. Danıştay'a göre, Yüksek Öğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliğinin 10/h. maddesi yerine 11. maddesinin esas alınması gerektiği bir gerçek olmakla birlikte, öğrencinin eylemi korkutma eylemini aşarak, eğitim ve öğretimin verildiği üniversite ortamında, üniversite çalışanları ve öğrencilerinin psikolojilerini etkileyerek huzur ve güvenliklerini bozup eğitim ortamını olumsuz etkilediğinden, yükseköğretim kurumundan çıkarılmasına ilişkin disiplin cezası sonucu itibariyle, kamu yararı ve güvenliği ile hukuka aykırılık oluşturmamaktadır.

Danıştay, 8. Daire, E. 2004/2253, K. 2005/1887, T. 20.04.2005, Özet Karar

Süleyman Demirel Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi 2. sınıf öğrencisi olan öğrenci hakkında, kopya yapmaya teşebbüs ettiği gerekçesiyle Yüksek Öğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği uyarınca bir yarıyıl okuldan uzaklaştırma cezası tesis edilmiştir. Ancak, öğrencinin daha önce disiplin cezası almadığı ve eylemi nedeniyle pişmanlık duyduğu dikkate alınarak hafifletici nedenlerden dolayı bir alt cezanın uygulanması gerektiği; bir alt ceza ile ifade edilmek istenenin cezanın alt sınırı olmayıp, sıra olarak bir alt maddede öngörülen cezanın verilmesi olduğu Danıştay tarafından hükme bağlanmıştır.

Danıştay İdari Dava Daireleri, E. 1992/316, K. 1992/164, T. 23.10.1992, Özet Karar

Öğrenci olan davacıya bir yarıyıl yükseköğretim kurumundan uzaklaştırma cezası verilmesine ilişkin karar, disiplin soruşturması ile görevlendirilen kişinin disiplin kuruluna katılarak oy kullanmasının hukuka uygun bulunmadığı gerekçesiyle iptal edilmiştir. Her ne kadar, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ve Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği'nde disiplin soruşturması yapan disiplin kurulu üyesinin, cezayı verecek olan kurula katılıp, oy vermesini engelleyen bir kural bulunmasa da, disiplin kurulu kararlarının sağlıklı ve objektif olması, kararı veren kurul üyelerin, olayı objektif değerlendirebilmeleriyle mümkündür. Bu itibarla, disiplin soruşturmasıyla görevlendirilen kişinin, delilleri toplayıp, ilgilinin savunmasını alıp, kendi kanaatini de belirtir şekilde hazırladığı soruşturma raporunun, disiplin kuruluna intikalinden sonra, kurula katılarak oy kullanması disiplin hukukunda kabul edilmemektedir. Bu nedenle, soruşturmacının disiplin kuruluna katılarak oy kullanması, bu disiplin kurulu tarafından verilen disiplin cezasını hukuken sakatlar.

Danıştay, 8. Daire, E. 1981/2084, K. 1984/1080, T. 04.07.1984, Özet Karar

Öğrenci hakkında ÜSS'ye kendisi yerine başkasını soktuğu gerekçesiyle, öğrenci olduğu Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Yönetim Kurulunca, "Üniversiteden Çıkarma" disiplin cezası tesis edilmiştir. Ancak, öğrencinin Ceza Mahkemesindeki yargılanması sırasında yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda ise; ÜSS Cevap Kartındaki yazıların ve imzanın davacıya ait olduğu ve yine ÜSS Kimlik Kartı ve Kayıt Kartı üzerindeki fotoğrafların davacıya ait olduğu saptanarak davacı aklanmıştır. Bu durumda, öğrenci hakkında tesis edilen disiplin cezasının dayanağını oluşturan Polis Laboratuarı raporunun, Asliye Ceza Mahkemesinin kesinleşen kararı uyarınca hukuksal geçerliliğini yitirdiği, disiplin cezasının iptali gerektiği kabul edilmektedir.

Danıştay, 8. Daire, E. 1987/666, K. 1987/423, T. 21.10.1987, Özet Karar

Öğrencinin, Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Mahkemesince dilekçe verme olayına katılma, ayrıca gizli örgüt kurma suçu nedeniyle açılan kamu davasında yargılanması nedeniyle başlatılan disiplin soruşturmasında, disiplin soruşturması süresince fakülte binalarına girmesi yasaklanmıştır. Burada öngörülen yükseköğretim kurumu binalarına girmesinin yasaklanması ile ilgili önlem niteliğindeki işlem, soruşturmanın sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi açısından başvurulan geçici bir önlemdir. Disiplin soruşturması bittikten sonra da bu önlemin uzatılarak kamu davası süresince devam ettirilmesi, önlem kararının cezaya dönüştürülmesi teşkil edecek; bu ise hukuka aykırı olacaktır.

Danıştay, 8. Daire, E.1991/326, K.1991/1846, T.20.11.1991, Özet Karar

28/04/1988 günü Gazi Üniversitesi Rektörlüğü önünde yapılan izinsiz gösteriye karıştığı tesbit olunan öğrenciye Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği’nin 9.maddesinin (c ) ve (f) bendleri uyarınca bir yarıyıl yükseköğretim kurumundan uzaklaştırma cezası verilmiştir. Davacı öğrencinin açtığı iptal davası sonucunda Ankara 5.İdare Mahkemesi, 23/06/1989 gün ve 685 sayılı kararıyla, öğrencinin izinsiz gösteri ve yürüyüş yaptığı iddiası ile Asliye Ceza Mahkemesinde hakkında açılan kamu davasında beraat ettiği tesbit edildiğinden Gazi Üniversitesi Yönetim Kurulunca verilmiş olan disiplin cezasını iptal etmiştir. Danıştay 8. Dairesi 17/09/1990 gün ve 904 sayılı kararıyla Ankara 5.İdare Mahkemesinin iptal kararını hukuka uygun bularak onamıştır. Bunun üzerine davalı idare, davacının atılı suçu işlediği soruşturma ve dava dosyasının incelenmesinden anlaşılacağından Danıştay’ın ilgili kararının düzeltilmesi isteminde bulunmuştur. Danıştay, bu kararında istemde bulunan tarafın ileri sürdüğü nedenlerin hiçbirinin İdari Yargılama Usulü Kanununun 54.maddesinde sayılan nedenlerle örtüşmediğini gerekçe göstererek Gazi Üniversitesi’nin bu istemini reddetmiştir.

Danıştay, 8. Daire, E. 1991/2771, K. 1992/920, T.14.5.1992, Özet Karar

Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde öğrenci olan davacının, Anadolu Üniversitesi Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi öğrencilerinden birinin yerine sınava girmesi üzerine başlatılan disiplin soruşturması sonucunda Gazi Üniversitesi Yönetim Kurulu, bahsi geçen öğrenciye Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliğinin 10. maddesinin (f) bendi uyarınca yükseköğretim kurumundan çıkarma cezası vermiştir. Davalı öğrenci, yapılan soruşturmada ilgili Yönetmeliğin 16.maddesinde yazılı kurallara uyulmadığı ve 30.maddesinin (a) fıkrası göz önünde bulundurulmadan ceza verildiği gerekçesiyle Ankara 2.İdare Mahkemesinde idari işlemin iptali istemiyle davalı idare aleyhine dava açmıştır. Danıştay 8.Dairesi, Ankara 2.İdare Mahkemesinin 3/10/1990 gün ve 1090 sayılı idari işlemi iptal eden kararını 20/5/1991 gün ve 926 sayılı kararıyla onamıştır. Bunun üzerine davalı idare, davacıya yapılan bildirimin ve verilen cezanın yönetmeliğin ilgili hükümlerine uygun olduğunu ileri sürerek, İdari Yargılama Usulü Kanununun 54.maddesi uyarınca Danıştay 8.Daire kararının düzeltilmesi isteminde bulunmuştur. Danıştay’ın aynı dairesi, davalı idarenin bu istemini, İdari Yargılama Usulü Kanununun 54.maddesinde sayılan nedenlerin mevcut olmadığı gerekçesiyle reddetmiştir.

Danıştay, 8.Daire, E.1995/3173, K.1997/3474, T.20.11.1997, Özet Karar

Üniversitede 1.sınıfta öğrenci olan davacının İngilizce Hazırlık final sınavında kopya yaptığı iddiasıyla aleyhinde disiplin soruşturması başlatılmış, soruşturma sonucunda öğrenciye, söz konusu disiplin suçunu işlediği tesbit edildiğinden, Fakülte Yönetim Kurulu tarafından Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliğinin 9/m ve 30/a maddeleri uyarınca bir yarıyıl süreyle yükseköğretim kurumundan uzaklaştırma cezası verilmesine ve sınav kağıdının (0) notu ile değerlendirilmesine karar verilmiştir. Disiplin cezası verilen bu öğrenci, Kayseri İdare Mahkemesinde Fakülte Yönetim Kurulu kararının iptali istemiyle dava açmıştır. Kayseri İdare Mahkemesi, 11.4.1995 gün ve 434 sayılı kararıyla, kopya çekme olayının sınav sırasında öğrencinin davranışlarının dikkat çekmesi üzerine saptanmasının gerektiği, sonradan sınav kağıtlarının incelenmesi sırasında sınav kağıtlarındaki yanıtlarda ilgi çekici benzerlik ve yanlışlıkların tespiti durumunda bu eyleme ilişkin disiplin kuralının uygulanmasının mümkün olmadığı, bu nedenle gerek sınav süresince, gerekse sınav kağıtlarının değerlendirilmesi aşamasında kopya çekildiği veya teşebbüste bulunulduğu yönünde bir saptama yapılmadan, sınavda başarılı not alarak bir üst döneme kayıt yaptıran davacının, isimsiz ve imzasız ihbar mektubu esas alınarak yapılan soruşturma sonucunda cezalandırılmasına ilişkin işlemde ve sınava ilişkin notunun (0) sıfır- geçersiz sayılmasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davalı idarenin işlemini iptal etmiştir. İlgili idare, davacının eyleminin sabit olduğu ve eyleme uyan cezanın verilmesinin hukuka uygun olduğu gerekçesini iler sürerek İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49.maddesi uyarınca, Danıştay’dan Kayseri İdare Mahkemesi’nin kararının temyizen incelenerek bozulmasını talep etmiştir. Danıştay’ın 8.Dairesi, dava dosyasında yapılan inceleme üzerine davacı öğrencinin sınavdan önce bir diğer öğrenciyle anlaşarak kopya yapmaya karar verdiklerinin, sınava girdiklerinde kağıtlara birbirlerinin isimlerini yazdıklarının, sınav gözetmeninden çekinmeleri üzerine bundan vazgeçtiklerinin, ancak sınav sonrası yapılan inceleme sonucunda 33 doğru, 18 yanlış olmak üzere toplam 51 soruya iki öğrencinin aynı cevapları verdiklerinin Disiplin Kurulunca tesbit edilmesi üzerine davacı öğrencinin bir yarıyıl süreyle yükseköğretim Kurumu’ndan uzaklaştırma cezası ile cezalandırıldığının anlaşıldığını ifade etmiştir. Danıştay’ın aynı Dairesi, Yükseköğretim Yönetmeliği’nin 9/m maddesinin teşebbüs aşamasında kalan kopya yapma eylemini bile cezalandırdığı, kendi anlatımlarıyla önceden kopya yapmak, yardımlaşmak için anlaştıkları kesin olan öğrenciler hakkında, sınav kağıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda 33 doğru 18 yanlış olmak üzere her ikisinin 51 soruya aynı yanıtları vererek kopya yaptıkları saptandığından, sınav anında olmamakla birlikte, sonradan yapılan kopya işleminde hukuka aykırılık tesbit etmeyerek Kayseri İdare Mahkemesi’nin kararının bozulmasına oyçokluğu ile karar vermiştir.

Danıştay, İdari Dava Daireleri Genel Kurulu, E.1993/161, K.1994/327, T.17/6/1994, Özet Karar

Üniversitede İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde öğrenci olan davacı, kendisine Üniversite yönetimi ve öğretim üyelerinin ısrarla yaptığı uyarıları gözardı ederek yükseköğretim kurumuna türbanla girmekte ısrar etmiştir. Bu durum üzerine, öğrencisi olduğu Fakülte tarafından aleyhinde Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği hükümleri uyarınca disiplin soruşturması açılmış ve davacı öğrencinin bu Yönetmeliğin 7.maddesi’nin (a) ve (e) bendlerinde zikredilen disiplin suçlarını işlediği tesbit edildiğinden Fakülte Yönetim Kurulu tarafından kınama cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Davacı öğrenci, Danıştay 8.Dairesine başvurarak Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği’nin 33.maddesinin 1.fıkrasının ve aleyhinde verilmiş olan kınama cezasının iptalini talep etmiştir. Danıştay 8. Dairesi, dava konusu Yönetmelik hükmü ile birlikte davacıya verilen kınama cezasını 13.11.1992 gün ve E:1992/609. K:1992/2809 sayılı kararıyla iptal etmiştir. Davalı Üniversite Rektörlüğü, Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu’na başvurarak bu kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir. Danıştay İdari Dava Daireleri, Danıştay 8.Dairesinin Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği’nin 33.maddesinin 1.fıkrasının iptaline ilişkin kısmını özel dairenin gerekçelerine katılarak hukuka uygun bulmuş ve onamıştır. Yükseköğretim kurumuna türbanla gelmekte ısrar eden öğrenciye verilmiş olan disiplin cezasının Danıştay 8.Dairesi tarafından iptal edilmesi karşısında Genel Kurul, 1982 Anayasasının 2.maddesine gönderme yaparak laiklik ilkesini vurgulamış, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 4. ve 5. maddelerinde ise yükseköğretimin amaçlarından ve ilkelerinden birinin Atatürk İlke ve İnkilapları doğrultusunda Atatürk milliyetçiliğine bağlı bireyler yetiştirilmesi olduğunu belirtmiş; bu bağlamda yükseköğretim kurumlarında öğrencilerin kılık ve kıyafetlerinin Anayasanın 174.maddesiyle güvence altına alınmış devrim yasalarına, Anayasanın ilke ve kurallarına, Cumhuriyetin özgün nitelikleriyle yukarıda bahsi geçen Yükseköğretim Kanununun 4.ve 5.maddelerine uygun olması gerektiğini ifade etmiştir. Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kuruluna göre 2547 sayılı Kanunun 4.ve 5.maddeleri bir yükseköğretim kurumunda öğrenim gören öğrencilerden beklenenlerin çerçevesini çizmiştir: “Buna göre, öncelikle ve özellikle, yükseköğretim öğrencisi, Atatürk inkılapları ve ilkelerini benimsemiş ve bu ilkeler doğrultusunda davranan kişi olmalıdır. Dolayısıyla, Atatürk inkılap ve ilkeleri dışında davranışlarda bulunan öğrencinin, yükseköğretim öğrencisi olma sıfatının gereklerini tam olarak yerine getirdiğinden söz etmenin imkanı bulunmamaktadır. Başka deyişle, çağdaş kıyafet ve görünüme ters düşen dinsel nitelikli kılık kıyafet giyen, başörtüsü veya türban takan öğrencinin, Atatürk inkılap ve ilkelerine aykırı davrandığı, böylelikle yükseköğretim öğrencisi olma sıfatının gerektirdiği itibar ve güven duygusunu sarstığı açık bulunmaktadır”. Tüm bu gerekçeler ışığında Genel Kurul, öğrencinin tavır ve davranışlarının Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliğinin 7.maddesinin (a) ve (e) bendlerini ihlal ettiği sonucuna vararak Danıştay 8.Dairesinin ilgili kararının “kınama” cezasının iptaline ilişkin olan kısmını bozmuştur.

Danıştay, 8. Daire, E.1987/168, K.1988/512, T. 27.6.1988, Özet Karar

Danıştay 8.Dairesinde açılan bu dava, 8 Ocak 1987 tarih ve 19335 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak uygulamaya konulan Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliğinin bir maddesine bir fıkra eklenmesine dair Yönetmeliğin iptali istemine ilişkindir. Yükseköğretim Kurulu yaptığı savunmada, 2547 sayılı Kanunun 4.maddesinde yükseköğretimin amaçlarından birinin öğrencilerin Atatürk ilke ve inkilaplarına bağlı olarak yetiştirilmesi olduğu, yükseköğretim öğrencilerinin çağdaş kıyafette bulunmalarını istemenin ve bunu yönetmelikte düzenlemenin 2547 sayılı Yasaya uygun olduğu, anılan Yönetmeliğin 2547 sayılı yasanın 54. maddesinde saptanılan esaslar içerisinde, aynı Yasanın 65. maddesinin ( a ) fıkrasının 9. bendinin Kurul’a verdiği yetkiye dayanılarak yürürlüğe konulduğunu öne sürerek istemin reddini talep etmiştir. Danıştay savcısı da iptali istenen maddede, öğrencilerin yükseköğretim kurumlarının dershane laboratuvar, klinik, poliklinik ve koridorlarında çağdaş kıyafet ve görünüm dışında bir kıyafette bulunmalarının kınama cezasını gerektirdiğinin öngörüldüğünü ifade ederek 2547 sayılı Yasanın yukarda anılan 4.maddesine gönderme yapmış ve aynı Yasanın 65. maddesi uyarınca öğrencilerle ilgili disiplin işlemlerinin Yükseköğretim Kurulunca yönetmelikle düzenleneceğinin öngörüldüğünü vurgulayarak iptali istenen Yönetmelik maddesinin hukuka uygun olduğunu, bu nedenle davanın reddedilmesi gerektiğini bildirmiştir. Danıştay 8.Dairesi, “Yeterli öğretim görmemiş bazı kızlarımız hiç bir özel düşünceleri olmaksızın içinde yaşadıkları toplumsal çevrenin gelenek ve göreneklerine uyarak veya onların etkisi altında kalarak başlarını örtmektedir. Ancak bu konuda kendi toplumsal çevrelerine uyma zorunluluğu duymayacak veya onların etkisi altında kalmayacak ölçüde eğitim gören bazı kızlarımızın sırf laik Cumhuriyet ilkelerine karşı çıkar dine dayalı bir devlet düzenini benimsediklerini belirtmek amacı ile çoğu zaman aynı biçimde başlarını örttükleri bilinmektedir. Bu kişiler için başörtüsü masum bir alışkanlık olmaktan çıkarak kadın özgürlüğüne ve Cumhuriyetimizin temel ilkelerine karşı bir dünya görüşünün simgesi haline gelmektedir. Aydın, Uygar ve Cumhuriyetçi gençler yetiştirmekle görevli eğitim kurumlarının bazı kuralları öğrencilere uygulaması doğaldır” ifadesine yer vererek, bu kuralların herkesçe bilinen ve benimsenen Cumhuriyet kuralları olduğunu, bu kurallardan ödün verilemeyeceğini, bu kuralları öğretmekle görevli eğitim kurumlarının bunlardan ödün veremeyeceğini, ısrarla yükseköğretim kurumlarına başörtüsüyle gelen öğrencilerin masum bir alışkanlığı kadın özgürlüğü ve Cumhuriyetin temel ilkelerine karşı siyasi bir simge olarak kullandıklarını gerekçe göstererek iptal davasını oyçokluğuyla reddetmiştir.